BTSO İletişim Mail
Sayı : 264
ŞUBAT 2010
Ana Sayfa Geçmiş Sayılar Kapak Reklam Verenler
MEHMET UĞUR CİVELEK

BÖYLE GELMİŞ, AMA BÖYLE GİDEMİYOR…

Ocak ayı genelinde küresel piyasalar ve ekonomi cephelerinde yaşanan genel eğilimlere baktığımızda bir yıl öncesine göre daha iyi görünmekle birlikte endişelerin farklılaştığını, genel belirsizliğin pek azalmadığını gözlemliyoruz. Finansal piyasalar kayıplarını kısmen geri aldı ve bilânçolar kısmen toparladı; para politikalarının aşırıya kaçan ölçüde gevşetilmesi, kamu katkısının anormal düzeylere sıçraması sayesinde gerçekleşen bu durum, ekonomi yeterince toparlanmadan maliyet kökenli enflasyon baskılarının artmasına da katkı yaptı. Kontrolsüz bir şekilde büyüyen bütçe açıkları, artan işsizlik, sorunlu kredilerdeki artış ve kendisini hızlanan bir şekilde hissettiren enflasyon, belirsizliğin azalmasını engelledi. Sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarmak zorlaştı, hareket yeteneği daraldı. Tartışmalar farklılaştı, bu süreçte gelir dağılımı ve rekabet koşulları olumsuzlaşmaya devam etti.

Bu yazıda iki farklı olguya dikkat çekmeye çalışacağız: daha ABD ekonomisi toparlanmadan AB bölgesinde durumun kötüye gitmesi ile siyasi irade ile mali sistemin yaşanan gelişmelere yönelik bakış açılarının farklılaşması gelecekte yaşanacaklar açısından önem taşıyor.

ABD ekonomisi geçen yılın son çeyrek döneminde yüzde 5,7 oranında büyümüş, işsizlik artarken gerçekleşen bu büyümede stok artışı ve kamu desteği belirleyici olmuş. Bu tablo şeklen durgunluktan çıkıldığı yönünde mesaj verir iken detaylar aksini söylüyor. Eğer daha fazla stok artışı istenmiyor ise ve kamu desteği bütçe açığı azalmasın diye geri çekilecek ise devamında neler yaşanacak? Diğer yandan özellikle AB bölgesinde pek çok ekonominin büyüyen bütçe açıkları ve kredi notunda yaşanan gerilemeler, bu pazarda daralmanın devam edeceğini düşündürüyor; Euro değer kaybettikçe artan enflasyon endişesi olumsuz beklentileri güçlendiriyor, AB Merkez Bankası ile farklı bölgelerdeki siyasi iradeler arasındaki bakış açısı farklılığı derinleşiyor. Örneğin bütçe açığını daraltmak adına kamu çalışanlarının ücretlerinin düşürülmesi AB pazarını ve ekonomisini nasıl etkileyecek? ABD pazarında talep artmaz AB’de ise geriler iken, bu durum küresel ekonomiyi ve finansal yapıya ilişkin beklentileri olumsuzlaştıracaktır.

Beklentilerdeki bozulmayı düzeltmek adına, mali sistemin siyasi iradeye bütçe açığının azaltılması yönünde baskı yapması ise sıkıntı yaratıyor. Sonuçta merkez bankaları ile siyasi iradenin karşı karşıya gelmesi ve beklentilerin iyice bozulması ihtimali artıyor. Mali sistem, para politikası sıkılaştırılmadan maliyet kökenli enflasyon baskısını azaltmanın ancak mali disiplinle olabileceğini düşünüyor. Siyasi irade ise mevcut koşullarda mali disiplini tesis etmek yönündeki çabanın akıntıya kürek çekmekten farklı olmayacağını ve kendilerinin yıpranması dışında bir sonuç üretmeyeceğini tahmin ediyor; durgunluktan çıkış için mali sistemi daha fazla kredi vermeye zorluyor. Mali sistem ve siyasi iradeler arasındaki anlaşmazlık derinleşiyor. Bir taraf karşı tarafı ikna etmek için artan enflasyon baskısını öne sürüyor, diğer taraf ise mali sektöre ilişkin sıkı düzenleme tehdidi ile karşı tarafı ikna etmeye çalışıyor. Bu çekişme neredeyse gelişmiş ve gelişmekte olan tasarruf açığı bulunan tüm ekonomilerde yaşanıyor. Başka bir deyişle her kesim kendi derdinin başkalarının fedakârlığı ile çözülmesini bekliyor, fakat bu süreçte sorunlar ağırlaşıyor. Her iki kesimin de kendi açılarından haklı olmaları, çözümsüzlüğü derinleştirip kamuoyu nezdinde itibar kaybını hızlandırıyor. Salt beklenti yönetiminde uzlaşmaları yeterli olmuyor, belirsizlik ve kırılganlık azalmıyor.

Yazının başında da belirttiğimiz gibi bir yıl öncesine göre genel görünüm daha iyi olmakla birlikte temeldeki sorunların ağırlaşması önlenemiyor, küresel soruna uzlaşıya dayalı bir çözüm üretilemiyor. Sermaye kesiminin çıkarlarını temsil eden ve onları yönlendirmeye çalışan mali sistem ile daha çok diğer kesimlerin desteğine ihtiyaç duyan siyasi iradelerin yolları ayrılıyor. Medya ve mali sektöre yönelik güven kaybı arttıkça çekişme büyüyor, ekonomilerin daralmaya devam etmesi ihtimali büyüyor. Küresel ekonomi sancılı ve büyük bir değişime doğru yol alırken, böyle devam edilemeyeceğini fark edenlerin sayısı artıyor. Sürdürülebilir büyümenin ne zaman geri döneceği ve işsizliğin ne zaman azalacağı soruları ise yanıtsız kalmaya devam ediyor…

Medeni ve demokrat olduğunu her seferinde dile getirenlerin foyası açığa çıkıyor…


MEHMET UĞUR CİVELEK
EKONOMİST

Organize Sanayi Bölgesi Mavi Cadde 2. Sokak No: 2 16159 Nilüfer/BURSA
Telefon : +90 (224) 243 15 00 Faks : +90 (224) 242 85 11