EKONOMİK ANALİZ
TÜRKİYE’DE KATILIM BANKACILIĞI
Ülkemizde katılım bankalarının doğuşu 1985 yılı sonrasında kanun hükmünde kararname ile “özel finans kurumu” adı altında gerçekleşmiştir. Konvansiyonel bankacılığa alternatif olarak ortaya çıkan, finansal piyasalara yeni bir anlayış ve yeni bir yol ile faiz sisteminden uzak duran işletme ve tasarruf sahiplerine hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Günümüz rekabet koşulları, artan ürün ve hizmet taleplerinin karşılanması amacıyla ürünlerin ve fonksiyonları her geçen gün geliştirilerek ihtiyaçlara daha fazla cevap vermeye başlanmıştır. 2005 yılında ÖFK’lar (özel finans kuruluşu) 5411 sayılı bankacılık kanunu ile bankacılık kanunu kapsamına alınmış olup, Katılım Bankaları adı ile bankacılık faaliyetleri devam etmeye başlamışlardır. Türkiye’de bankacılık sektörü 3’e ayrılmaktadır; 2009 yılı itibariyle ise Türkiye’de; - Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. (Türkiye Finans)
- Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. (Albaraka)
- Asya Katılım Bankası A.Ş. (Bank Asya)
- Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. (Kuveyt Türk)
olmak üzere 4 katılım bankası faaliyetlerini sürdürmektedir. Tüm Türkiye sathına yayılmış 600’den fazla şubesi ve 11 binden fazla personeli ile çalışmalarını arttırarak devam ettirmektedirler. Türkiye’de katılım bankacılığının kazandırmış olduğu yeni bakış ve anlayış açısı ile mevcut ekonomik sistemi tamamlayıcı özelliği, finansal yapının güçlenmesi, derinleşmesi, ekonomik faaliyetlere ve reel sektöre olan desteği tartışılmaz bir hal almıştır. Gerek dünyada gerekse Türkiye’de katılım bankacılığı derinleşmekte ve genişleyerek büyümektedir. Katılım bankaları; hizmet sektörü, gıda, tarım, hayvancılık, imalat, turizm, sağlık, eğitim, inşaat gibi akla gelebilecek tüm sektörlerde finansman sağlayarak reel sektöre olan desteğini gün geçtikçe attırmaktadır. Ülkemizdeki bankacılık sektöründe katılım bankalarının payına baktığımızda 3 temel büyüklükte de henüz kat edilecek çok yolun olduğu aşikârdır. Sektörden; bilanço büyüklüğü açısından yüzde 4, kredi büyüklüğü açısından yüzde 5-6, mevduat büyüklüğü olarak ise yüzde 4 ila yüzde 5 pay alan Katılım Bankaları reel sektöre verdikleri desteği arttırdıkça ülke ekonomisinin de kayıt dışılığı azalmakta, istihdama, üretime ve ticarete büyük destekler ortaya çıkmaktadır. Katılım Bankaları kuruldukları ülkenin bankacılık içerisindeki payını her geçen gün arttırarak büyütmekte ve konvansiyonel bankaların sunduğu hizmete rakip olmakta ve bu yönde de olumlu eğilim oluşmaktadır. 2010 YILINI BEKLERKEN 2009 Yılının İlk 10 Ayında Dış Ticaret 2009 yılının başında küresel kriz ve etkilerinden bahsedilirken, 2009 ortalarına doğru krizin nasıl atlatılacağı, yılın sonunda ise krizden çıkış senaryoları konuşulmaya başlandı. İç ve dış ticaretin fazlasıyla etkilendiği bu kriz ortamında ülkenin ticaret ve üretim hacmi daralırken, üretimde kullanılan hammaddelerin ithalatı, buna mukabil olarak da ülke ihracatı oldukça geriledi. 2008 yılının ilk 10 ayında 112 milyar dolar olan ihracatımız, bu yılın ilk 10 ayında yüzde 30 azalarak 79 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu yılın başında iyice daralan ithalat hacmi nedeniyle yüzde 100’e yakın oranda gerçekleşen ihracatın ithalatı karşılama oranı ilk 9 ayda ortalama yüzde 74 olarak gerçekleşmiştir. Hem ithalat hem de ihracat rakamlarında yılın ilk yarısından sonra gözle görülür bir toparlanmadan bahsetmek mümkünken, geçen yılki seviyeler göz önünde bulundurulduğunda hala kat edilmesi gereken yol olduğu görülmektedir. Yılın kalan 2 ayında bu rakamların büyük oranda sıçrama yapması beklenmemekle beraber dış ticaret piyasasındaki tüm firmalar 2010 için şimdiden hazırlıklarına başladı. 2023 yılının 500 milyar dolarlık ihracatını göz önünde bulundurursak, ihracatta uzun vadeli hedeflerimiz büyük. Bu tür global krizler hedefe ulaşma konusunda hayallerimizi sekteye uğratsa da onları gerçekleştirmek için yılmadan çok çalışmak gerekiyor. Ocak-Eylül döneminde ana sektörler bazında en büyük ihracat hacmi 66 milyar dolar ile sanayi sektöründe gerçekleşirken, sanayi sektörünü 10 milyar dolar ile tarım, 2 milyar dolara yakın ihracat hacmi ile madencilik sektörü takip etmiştir. Alt sektörler bazında ihracat rakamları detaylandırıldığında krizin ağırlığını en çok hisseden sektörlerden biri olan otomotiv, geçen yıla göre kan kaybetmiş olsa da ülke ihracatında ilk sıradaki yerini korumuştur. Her dönemde sorunlu gözüken ama bir şekilde ülke içinde ihracattan pay alan sektör olmayı başaran tekstil ise 10 milyar doları aşkın ihracat hacmi ile ikinci sırada yer almıştır. Bu alt sektörleri, sırasıyla Demir Çelik, Bitkisel Ürünler ve Elektrik-Elektronik Sektörleri takip etmiştir. Geçen yıla göre ihracat rakamlarımızın ciddi oranda azalmasında ülke ihracatında ilk 5 sırayı alan bu alt sektörlerin yaşadıkları kan kayıpları etkili olmuştur.
|