KAPAK: YORUMLAR
AKBANK BURSA BÖLGE MÜDÜRÜ TOLGA DAĞLI
Krizde en kötünün geride kaldığını düşünmekle birlikte krizden çıkışın ve düzelmenin de kademeli olacağını öngörüyoruz. Buna bağlı olarak global finansal piyasalarda da temkinli bir toparlanma süreci yaşanmasını bekliyoruz. YATIRIM VE KREDİ KULLANIMINA İHTİYATLI YAKLAŞIM SÜRÜYOR 2008 son çeyreğinde ABD’de bankacılık ve finans sektöründe başlayan kriz, şiddetini ve etkisini artırarak 2009 yılının ilk yarısında da devam etmiştir. Bu süreçte, dünya varlık fiyatlarında önemli düşüşler yaşanmış, kredi piyasalarında sıkışıklıklar meydana gelmiş, düşen tüketici talebi ve harcamaları ve gerileyen yatırımlarla birlikte global ekonomide durgunluk dönemine girilmiştir. Diğer ülkelerde yaşandığı gibi, Türk reel sektörü de global krizden etkilenmiştir. Ekonomide yaşanan daralma, dış ticarette gözlenen düşüş, işsizlik ve finansal problemler reel sektörün üretim kapasitesinde, işletme sermayesi ihtiyacı ve yatırım iştahında gerilemeye sebep olmuştur. Krizin etkisiyle önemli düşüşlerin görüldüğü imalat sanayi aylık kapasite kullanım oranlarında 2009 3. çeyrekte hafif toparlanma yaşanmış, ekim ayı imalat sanayi aylık kapasite kullanım oranı yüzde 71.8 olarak gerçekleşmiştir. Belirsizliklerin ve ekonomik gelişmelerle ilgili kaygıların yüksek olduğu bu dönem reel sektörün yatırım kararlarını ve kredi kullanma iştahını da etkilemiştir. 2008 yıl sonunda 254.4 Milyar TL’ye ulaşan bankacılık sektörü ticari kredileri 2009 yılı ilk yarısında gerilemiş ancak eylül ayı itibariyle 255.9 Milyar TL’ye yükselmiştir. Şüphesiz, iç talepteki durgunluk ve ihracat pazarlarındaki düşüş, şirketlerin yatırım ve kredi kullanım kararlarına daha da ihtiyatla yaklaşmalarına yol açmıştır. PİYASAYA SÜRÜLEN LİKİDİTE REEL BÜYÜMEYE HENÜZ YANSIMADI ABD ekonomisinde son çeyrekte, büyük ölçüde kamu desteğine bağlı bir büyüme yaşanmıştır. Avrupa’da da görülen kısmi toparlanmada kamu desteğinin önemli rol oynadığını görmekteyiz. Açıklanan kamu desteği paketi ABD’de 1 trilyon dolar, Avrupa’da 350 milyar Euro tutarındadır. Bunun yanında, piyasaların canlanmasına yönelik başlıca merkez bankalarının aldığı, önceden benzeri görülmemiş likidite destekleri bulunmaktadır. Artan likidite ile birlikte tüm dünyada riskli varlıklara alım gelmiştir. Ancak kredi sıkışıklığından dolayı bu likidite henüz büyümeye tam anlamıyla yansımamıştır. Bugün, krizde en kötünün geride kaldığını düşünmekle birlikte, yüksek işsizlik, kredi piyasalarındaki sıkışık görünümün devam etmesi, kriz döneminde gelişmiş ülkelerde görülen yüksek hane halkı varlık kaybı 2010 yılında büyümenin yavaş ve kademeli olacağına işaret etmektedir. Gelişmiş ülkelerde 2010 yılında beklenen pozitif çeyreksel büyümelerin büyük ölçüde kamu harcamalarındaki artış ve stok düzeltmesi yoluyla gerçekleşmesi öngörülmektedir. Diğer bir deyişle özel sektör tüketim ve yatırım harcamalarında güçlü bir artış beklenmemektedir. EN KÖTÜ GÜNLER GERİDE KALDI DENİLEBİLİR
Krizde en kötünün geride kaldığını düşünmekle birlikte krizden çıkışın ve düzelmenin de kademeli olacağını öngörüyoruz. Buna bağlı olarak global finansal piyasalarda da temkinli bir toparlanma süreci yaşanmasını bekliyoruz. Türkiye ile ilgili ekonomik ve finansal görünümün diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha olumlu gerçekleşmesini beklemekteyiz. Bu düşüncemizin temel dayanağı, güçlü bankacılık sektörümüzün toparlanma sürecinde reel sektöre daha fazla destek sağlama potansiyeline sahip olması, kriz nedeniyle ertelenmiş tüketimin düşük faiz oranlarının da yardımıyla kredi talebini artırarak büyümeye destek olması ve en önemlisi, Türkiye’nin demografik yapısı, jeostratejik konumu ve dinamik ekonomisi sayesinde sahip olduğu eşsiz potansiyeldir. Bununla birlikte, belirsizlik ve risklerin azalarak sürmesinin beklendiği krizden çıkış döneminde, reel sektörün yatırım ve üretim kararlarıyla ilgili olarak temkinli duruşunu devam ettirmesi önem arz etmektedir. Böylesi dönemlerde, ekonominin gidişatı ile ilgili öncü göstergelerin yakından izlenmesi, yönetim kadrosunun sık aralıklarla performans ve değerlendirme toplantıları yapması, farklı değişkenlere bağlı çoklu senaryo analizlerinin hazırlanması ve gelişmelere göre revize edilmesi alınacak kararların etkinliği açısından kritik öneme sahip olacaktır.
|